BAŞKANDAN ( Vahip Küçükyedek )

Şahsımın da kurucu üyeleri arasında yer aldığı ama hepimizin derneği olan İstanbul Çerkes Derneği’nin kuruluşunun üzerinden hayli zaman geçti. Kuruluşumuz esnasında yaptığımız açılış töreninde, ağzımızla değil yaptıklarımızla konuşmak istediğimizi ifade etmiştik. O gün geleceğe bakarak söylediğimiz aynı cümleyi bugün yine geçmişe bakarak söylüyoruz. Yapabildiklerimiz ve yapamadıklarımızla ortada duruyoruz. İÇD yönetim kurulu olarak açılışını gerçekleştirip sizlerden emanet aldığımız derneğimizin geçmiş dönem değerlendirmesini ortaya koyduklarımızla sizlerin takdirine bırakıyoruz. Bu süreçte gelinen noktada güzel işler yapılmış ise, bu, önce sizlerin sonra bizim katkılarımızla olmuştur. Zira kurumlarımız,  halkımız varsa vardır, halkımız varsa kurumlarımızın varlığının bir anlamı vardır. Biz sizlerin varlığı ve desteği ile bu günlere geldik. Başta derneğimizin kurucu başkanı kıymetli dostum Halis DİN olmak üzere yanımızda olan veya olamayan tüm dostlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.

Çerkes toplumu olarak bizler dünyanın en eski halklarından biriyiz. Atalarımızın uzunca bir sürede meydana getirip yaşattığı ve bizlere teslim ettiği kültürümüzün ve dilimizin güzelliğinin farkında olmayanımız, onunla övünmeyenimiz yoktur.  Ancak yine hepimizin malumudur ki bizi biz yapan bu değerlerimiz bugün can çekişmekte.  İşte bizi böyle bir oluşumun başlangıcına iten ana sebep bu tablo karşısında taşıdığımız kaygı olmuştur. Bu kaygıyı taşıyan diğer çok kıymetli kurum ve insanlarımızın çabalarına ortak olalım istedik. Toplumuza yeni bir kurum kazandıralım ve bu kutsal mücadeleye küçük bir katkı da biz sunalım dedik. Başarabildiysek ne mutlu.

Az önce belirttiğim gibi bizimkisi bir mücadeledir. Bu, farkında olanlar için hafife alınacak bir mücadele değil… Hem geçmiş hem geleceğe dönük, zamandan bağımsız bir mücadele. Karadeniz’in öbür yakasından başlayıp bu yakasından devam eden, oradan Ortadoğu’ya uzanan ve tüm dünyaya yayılan, mekândan bağımsız bir mücadele. Bugün Suriye’de yaşananlar sorumluluklarımızın ne kadar geniş coğrafyalara yayıldığını ve bir o kadar da büyük olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatmıştır sanırım.  

Hepimizin malumudur ki geçmişe dönük mücadelemiz bilhassa 153 yıl önce yaşadığımız soykırım hususundadır. Yeri gelmişken her 21 Mayıs’ta ifade ettiğimizi bu vesile ile tekrar ifade etmek isterim. 21 Mayıs tarihiyle sembolleşen soykırımı başta bu olayın mirasçısı Rusya kabul etmeli ve uluslar arası hukuka göre gereğini yapmalıdır. 21 Mayıs soykırımı ile ilgili yine vatandaşı olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere tüm dünyaya da sorumluluklar düşmektedir. Kurulduğundan beri bu ülkenin her türlü durumu ile hemhal olmuş ve bu ülkenin bir parçası olan Çerkeslerin beklentisi Türkiye Cumhuriyeti’nin bu trajediyi artık görmesidir.

Geleceğe dönük mücadelemiz ise kısaca ‘Çerkes kalmak’ olarak özetlediğimiz mücadeledir. Dilimizle ve kültürümüzle birlikte varlığımızı devam ettirmek istiyoruz ve bu en doğal hakkımızdır. Nitekim yaşama hakkı en tabii haktır ve kutsaldır. Az önce belirttiğim gibi bu yönde kaygılarımız vardır ve kaygılanmakta fazlasıyla haklı nedenlerimiz vardır. Bizler İstanbul Çerkes Derneği olarak bir yandan geçmişe dair çalışmalar yaparken diğer yandan gelecekle ilgili çalışmalar içinde olmaya gayret ettik. Kısaca geçmişten geleceğe uzanan bir yolumuz var. Bundan sonra da ömrümüz vefa ettikçe böyle olacaktır.

Az önce değindiğimiz gibi kültürümüz ve dilimiz, kısacası dünyanın kadim halklarından biri olan koca bir halk yok oluşun bir adım gerisinde durmaktadır. Bu hususta da vatandaşı olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’ne, Rusya Federasyonu’na ve bir şekilde sınırları içinde yaşadığımız ülkelere görevler düşmektedir. Çerkes halkının dilini ve kültürünü korumaya ve yaşatmaya yönelik talepleri duymazdan gelinmemelidir. Devletimiz, bizleri de memnun eden, şimdiye kadar bu yönde attığı iyi niyetli adımlara devam etmelidir.

Sözünü ettiğim bu iki ana konu bizim için vazgeçilmez ve her zaman üzerinde durmamız gereken konular olmalıdır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi dernek olarak varlığımızın temel nedeni de budur. Diasporadaki tüm Çerkes kurum ve kuruluşlarımız geçmiş ve gelecek arasında bir köprü kurarak bütüncül bir şekilde mücadelelerine devam etmelidir. Bunu yaparken de ötekileştirmeden, samimi, disiplinli ve en önemlisi özgür bir iradeye sahip olunmalıdır. Bizler var oldukça öyle ya da böyle gerek kurumsal, gerek farklı yollarla mücadelemizi sürdüreceğiz. Yine sizlerle beraber sürdüreceğiz. Benliğinin ve kimliğinin farkında, onlara sahip çıkacak, ‘ben de varım ve olmaya devam edeceğim’ diyen herkesi bizimle birlikte, yan yana mücadele etmeye davet ediyorum.

Yarınlara hep daha güçlü ve daha umutlu gidebilmek dileğiyle.

Saygılar, sevgiler…

Vahip KÜÇÜKYEDEK / BAŞKAN

 

© 2017 İstanbul Çerkes Derneği. Tüm Hakları Saklıdır.